19 Ocak 2011 Çarşamba

Düşmanları dostlukla yok etmek


Abraham Lincoln, düşmanları hakkında çok yumuşak konuşurmuş. Dostları buna pek bir mana veremeyip kendisine şöyle demişler:
“Düşmanlarınızı yok etmek gerekirken onlara böyle dostça yaklaşmanızı anlamıyoruz!”
Lincoln şöyle cevap vermiş:
“Düşmanlarımızı dost etmekle onları yok etmiş olmuyor muyuz?”

Hazır Cevaplar, II, 58

Tarif/tanım anlaşılır olmazsa


Kübik resmin büyük ustalarından Picasso, bir gece vakti evine dönerken, evine girmek üzere olan bir hırsızla karşılaşır. Yakalamaya fırsat kalmadan hırsız kaçar. Picasso hemen içeri girerek hırsızın resmini yapar ve yakalanması için polise verir:
“Sayın üstat!.. Gönderdiğiniz resim üzerine, çoğu sakat olmak üzere yirmi kişi, iki at, bir kedi ve birkaç adet konserve kutusu yakalanmıştır.”

Hazır Cevaplar, II, 58

İşler ve metotlar


Şehir hatları işletmek Müdürü Osman Usman’a:
“İşler yolunda mı?” diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
“İşler yolunda ama, yollar bozuk maalesef”

Hazır cevaplar, II, 43

İlimde derinleşeyim derken hayatın gerçeklerinden kopmamak

Filozof Thales, yıldızları gözlemeye çıktığı bir gece, önündeki kuyuyu göremeyip içine düşmüş:
Yaşlı bir kadın, bu durumu görünce kuyuya eğilerek şöyle seslenmiş:
“Önündeki kuyuyu bile göremezken, yıldızların sırrını nasıl keşfedeceksin?”

Cüneyd Suavi-Selim Gündüzalp-Ali Suad. Hazır Cevaplar, İstanbul: Zafer Yayınları, 2010, II, 38

18 Ocak 2011 Salı

Öğrenmenin yaşı yok


Yaşadığı hayatı beğenmeyen biri, küçük bir rahatsızlık sebebiyle doktora gitti. Muayeneden sonra laf arasında şunları söyledi:
“Biliyor musun doktor bey. Üniversiteye gitmiş olmayı çok isterdim.”
Doktor hemen sordu:
“Peki neden gitmiyorsunuz?”
“Çünkü, artık otuz yaşındayım, evliyim, iki çocuğum var. Üniversiteyi bitirmem en az, beş yılımı alır.”
Doktor yine sordu:
“Peki söyleyin bana, eğer böyle devam ederseniz beş yıl sonra kaç yaşında olacaksınız?”
Adam önce yutkundu, sonra üzülerek cevap verdi:
“Galiba yine otuz beş,” dedi.
Fakat bu cevap onu çok düşündürmüştü. Bir süre sustu, canı sıkılmış gibiydi. Sonra dedi ki:
“Evet, beş yıl sonra otuz beş yaşında olacağım. Üniversiteye gitsem de, gitmesem de…”

Selim Gündüzalp, Okul Öyküleri, İstanbul: Zafer Yayınları, 2006, s. 120-121